Adalet Bakanı Akın Gürlek, 15 Mart İslamofobi ile Mücadele Uluslararası Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye'nin İslam düşmanlığı, ırkçılık ve yabancı düşmanlığına karşı duruşunu net bir şekilde ifade etti. Bakan Gürlek, insan onurunu, eşitliği ve hukukun üstünlüğünü savunma kararlılığını dile getirerek, bu konudaki mücadelelerinin süreceğini belirtti.
Bakan Gürlek, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, uluslararası platformlarda sıkça karşılaşılan 'İslamofobi' kavramının yalnızca bir korkuyu değil, aynı zamanda önyargı, ayrımcılık ve düşmanlık gibi ciddi sorunları da ifade ettiğini vurguladı. 'Fobi' teriminin genelde korkuyu tanımladığını belirten Gürlek, Müslümanlara yönelik tutumların çoğu zaman sistematik bir karşıtlık ve dışlama biçiminde ortaya çıktığını ifade etti.
İslam karşıtlığı ve ayrımcılıkla mücadele nasıl olmalı?
Bakan Gürlek, İslam'a ve Müslüman kimliğine yönelik düşmanlığın yalnızca bir korku değil, aynı zamanda İslam karşıtlığı ve düşmanlığı olarak algılanması gerektiğini belirtti. Minareler, başörtüsü veya bir inancın kamusal görünürlüğü gibi unsurlara duyulan rahatsızlığın korkuyla açıklanamayacağını ifade etti. Bu tür tutumların insan onuruyla bağdaşmadığını vurguladı.
Ayrıca, inancı, kimliği veya kültürü nedeniyle bir insanın hedef alınmasının kabul edilemeyeceğini, ibadet mekanlarının ve sembollerinin aşağılanmasının insan onuruna zarar verdiğini dile getirdi. Bu bağlamda, İslam'a ve Müslümanlara yönelik düşmanlığın kararlılıkla reddedilmesi gerektiğini belirtti.
Toplumsal barış ve insan onuru vurgusu
Bakan Gürlek, toplumların barışını tehdit eden her türlü ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadelenin, insan onurunu ve karşılıklı saygıyı merkeze alan bir anlayışın güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu mücadelenin, farklılıkları zenginlik olarak gören bir perspektifle yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin bu konuda kararlılıkla hareket edeceğini ve İslam düşmanlığı, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve ayrımcılığa karşı duruşunu sürdüreceğini sözlerine ekledi. Bakan Gürlek'in bu açıklamaları, toplumda farkındalık yaratma ve ayrımcılığa karşı ortak bir duruş sergileme çağrısı niteliği taşıyor.