Şubat ayında, Türkiye'de sanayi sektöründe önemli bir gelişme yaşandı. Reel Kesim Güven Endeksi, 104,1 seviyesine yükselerek, sanayicilerin geleceğe dair daha olumlu bir bakış açısı geliştirdiğini gösteriyor. Bu artış, siparişler ve üretim hacminde yaşanan olumlu beklentilerle destekleniyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), şubat ayına ilişkin İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. İmalat sanayinde faaliyet gösteren 1773 iş yerinin katılımıyla hazırlanan veriler, güven endeksinin eşik değer olan 100 puanın üzerinde kalmaya devam ettiğini ortaya koydu.
Reel Kesim Güven Endeksi Hangi Seviyeye Ulaştı?
Mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE-MA), şubat ayında bir önceki aya kıyasla 1,1 puanlık artış kaydederek 104,1 seviyesine yükseldi. Mevsimsellikten arındırılmamış verilerde ise daha keskin bir hareket görüldü; endeks ocak ayına göre 2,5 puan artışla yine 104,1 seviyesinde gerçekleşti.
Bu artış, sanayicilerin son üç aydaki toplam sipariş miktarı, gelecek üç aydaki üretim hacmi beklentisi, ihracat siparişleri ve sabit sermaye yatırım harcamaları gibi kalemlerdeki olumlu gelişmelerle destekleniyor.
İstihdam Beklentilerindeki Düşüş Neden Önemli?
Ancak, sanayicilerin güven endeksindeki bu artışa rağmen, istihdam beklentilerinde yaşanan düşüş dikkat çekiyor. Gelecek üç aydaki toplam istihdama ilişkin değerlendirmeler, endeksi aşağı çeken en önemli unsurlardan biri oldu. Bu durum, sanayicilerin gelecekte iş güvencesi konusunda endişe taşıdığını ortaya koyuyor.
Ayrıca, ekonominin genel gidişatına dair beklentiler de endeksi olumsuz yönde etkileyerek, sanayicinin makroekonomik istikrara tam olarak güvenmediğini gösteriyor. Bu durum, sanayi sektörünün geleceği açısından önemli bir risk faktörü olarak değerlendirilebilir.
Stoklar ve Yatırımlarda Ne Gibi Gelişmeler Var?
Anket sonuçlarına göre, mevcut mamul mal stokuna ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkiledi. Bu durum, üretim artış beklentisiyle paralel bir seyir izlese de istihdamdaki düşüş beklentisiyle birleşince, sanayide verimlilik artışı yerine 'düşük iş gücüyle üretim' modeline geçilip geçilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.
Sonuç olarak, sanayicilerin güven endeksindeki artış, bazı olumlu gelişmelerle desteklenirken, istihdam beklentilerindeki düşüş ve genel ekonomik gidişat konusundaki karamsarlık, sektördeki belirsizlikleri artırıyor.